Zenginlikten Önce İnsanı Gördüren, Dönüp Şükretmeyi İsteyen O
Bugün okuyacağın bölüm: Luka 16-17. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.
Arka plan
İsa öğrencilerine konuşmaya devam eder. Bu kez biraz yabancı gelen bir benzetme anlatır — görevini kaybetmek üzere olan bir kâhya, işten atılmadan önce efendisinin borçlularının borçlarını indirerek kendine bir çıkış yolu hazırlar (Luka 16:1-8). İsa bu adamın dürüst olmayışını övmez; krizin ortasında geleceğini hazırlayan kurnazlığını örnek gösterir. Bu dünyanın insanlarının kendi geleceklerini kollarken, Tanrı'nın Egemenliği'nin halkından daha akıllı davrandığını söyler ve öğrencilerine de serveti bu dünyada, sonsuz olan şey için akıllıca kullanmalarını öğütler. Sonucu şöyle bağlar: "Hiçbir uşak iki efendiye kulluk edemez… Siz hem Tanrı'ya hem paraya kulluk edemezsiniz" (Luka 16:13).
Parayı seven Ferisiler bu sözü duyunca İsa'yla alay edince (Luka 16:14), İsa onların yüreklerindeki gerçeği ortaya koyar: "İnsanların gururlandıkları ne varsa, Tanrı'ya iğrenç gelir" (Luka 16:15). Sonra beklenmedik biçimde Kutsal Yasa'ya geçer. Vaftizci Yahya'ya kadar Kutsal Yasa ve peygamberler dönemiydi, şimdiyse Tanrı'nın Egemenliği'nin müjdesi duyuruluyor; ama bu, Kutsal Yasa'nın yetkisinin ortadan kalktığı anlamına gelmez (Luka 16:16-17) der ve boşanma konusunda çok sıkı bir ölçüt örnek gösterir (Luka 16:18). Servet öğretisiyle Kutsal Yasa öğretisinin yan yana durması yabancı gelebilir, ama ikisi de aynı temaya bağlanır: Tanrı önünde sadakat.
İsa ardından zengin adam ile Lazar'ın öyküsünü anlatır. Mor ve ince keten giysiler içinde her gün şaşaalı yaşayan bir zengin vardı; onun kapısının önünde ise, zenginin sofrasından düşenlerle bile karnını doyurmak isteyen, yaraları içinde Lazar adlı bir dilenci vardı (Luka 16:19-21). İkisi de ölünce durumları tamamen tersine döner — Lazar melekler tarafından İbrahim'in yanına götürülür, zengin ise ölüler diyarında acı çekerken uzakta İbrahim'i ve Lazar'ı görür (Luka 16:22-23). Zenginin bir damla su isteğine İbrahim şöyle karşılık verir: "Üstelik, aramıza öyle bir uçurum kondu ki, ne buradan size gelmek isteyenler gelebilir, ne de oradan kimse bize gelebilir" (Luka 16:26). Zengin son olarak kardeşlerini uyarması için İbrahim'e yalvarınca, İbrahim şaşırtıcı bir yanıt verir: "Onlarda Musa'nın ve peygamberlerin sözleri var, onları dinlesinler" (Luka 16:29). "Eğer Musa ile peygamberleri dinlemezlerse, ölüler arasından biri dirilse bile ikna olmazlar" (Luka 16:31).
17. bölümde İsa, topluluk içinde nasıl yaşamaları gerektiğini öğretir. Bir kardeş günah işlerse azarla, tövbe ederse günde yedi kez bile olsa bağışla der (Luka 17:3-4); öğrenciler "İmanımızı artır!" diye ricada bulununca, bir hardal tanesi kadar imanın yeteceğini söyler (Luka 17:5-6). Buyrulanı tam olarak yaptıktan sonra bile şöyle demeleri gerektiğini öğretir: "Biz değersiz kullarız; sadece yapmamız gerekeni yaptık" (Luka 17:10). Karşılık bekleyerek hizmet etmek değil, yapılması gerekeni yapmış olmanın alçakgönüllülüğüdür bu.
Yeruşalim'e giden yolda İsa on cüzamlıyla karşılaşır. Onlar uzaktan "İsa, Efendimiz, halimize acı!" diye seslenince, İsa onları kâhinlere görünmeye gönderir; yolda giderlerken hepsi temiz olur (Luka 17:12-14). Ama dönüp yüksek sesle Tanrı'yı yücelten, İsa'nın ayaklarına kapanıp şükreden yalnızca bir kişidir — üstelik bir Samiriyeli (Luka 17:15-16). İsa "Öbür dokuzu nerede?" diye sorar ve o adama "İmanın seni kurtardı" der (Luka 17:17-19). Ardından Ferisiler Tanrı'nın Egemenliği'nin ne zaman geleceğini sorunca, İsa "Tanrı'nın Egemenliği içinizdedir" diye yanıtlar (Luka 17:21) — buradaki "içinizde", kişinin içindeki gizemli bir şey değil, o an karşılarında duran İsa'nın kendisi aracılığıyla Tanrı'nın Egemenliği'nin çoktan aralarına girmiş olduğu anlamına gelir. İnsanoğlu'nun günü ise, Nuh'un ve Lut'un günlerinde olduğu gibi, insanlar günlük hayatlarına dalmışken ansızın gelecektir; bu yüzden uyanık olun der (Luka 17:22-37).
Okurken şuna dikkat et
Bugünkü bölümde en uzun süre düşüneceğin yer zengin adamla Lazar'ın öyküsüdür (Luka 16:19-31). Zenginin Lazar'dan nefret etmediğine ya da ona zarar vermediğine dikkat et — sadece kapısının önündeki Lazar'ı görmedi. Daha doğrusu, görmezden geldi. Ve ölümden sonra, o ilgisizliğin sonucu geri döndürülemez oldu (Luka 16:26). "Aramıza öyle bir uçurum kondu ki, ne buradan size gelmek isteyenler gelebilir, ne de oradan kimse bize gelebilir" sözünü okurken, bu hayattaki seçimlerin öylece geçip gitmediğinin ağırlığını hisset.
Bir dakika duralım. Zengin adamla Lazar'ın öyküsü, ölümden sonra ikinci bir şansın verilmediğini çok açık gösteriyor. İki kişinin de kaderi öldükleri anda belirlendi ve ardından geçilemez bir uçurum kondu. Zengin, kardeşleri için bir mucize istediğinde İbrahim'in yanıtı daha da şaşırtıcı: "Eğer Musa ile peygamberleri dinlemezlerse, ölüler arasından biri dirilse bile ikna olmazlar" (Luka 16:31). Bu, Tanrı'nın kendini Sözü'nde zaten yeterince gösterdiği anlamına gelir. Özel bir işaret ya da mucize daha istemek yerine, şu an önümüzde duran Söz'e kulak vermek — bugünkü bölümün sunduğu davet budur.
On cüzamlının öyküsüne de dikkat et (Luka 17:11-19). On kişi de aynı şekilde iyileşti, ama dönüp şükreden yalnızca biriydi — üstelik insanların hor gördüğü bir Samiriyeli. Öbür dokuzu nereye gitti dersin? Muhtemelen iyileşmenin sevinciyle hemen kendi hayatlarına koştular. Aldığını sıradanlaştıran yürek ile dönüp şükreden yürek — bu farkı birlikte düşün.
Aklında taşıyacağın sorular
Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.
-
Zengin adamın Lazar'ı göremediği gibi, senin kapının önünde göremediğin biri var mı?
-
On kişiden dokuzu gibi, aldığın bir lütfu sıradanlaştırıp geçtiğin oldu mu? Bugün dönüp şükredeceğin bir şey varsa nedir?
Okuma
Şimdi Luka 16-17 bölümünü kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity