Kaybolanı Arayıp Bulan, Yeruşalim'i Görünce Ağlayan O
Bugün okuyacağın bölüm: Luka 19. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.
Arka plan
İsa Eriha'dan geçer. Orada Zakkay adında, Roma için kendi halkının vergisini toplayarak zenginleşmiş, bu yüzden dışlanmış bir vergi görevlisi başı vardır. İsa'nın kim olduğunu çok merak eder ama boyu kısa olduğu için kalabalıktan göremez, bir yabanıl incir ağacına tırmanır. İsa o ağacın altından geçerken yukarı bakıp adıyla seslenir: "Zakkay, çabuk aşağı in! Bugün senin evinde kalmam gerekiyor" (Luka 19:5). İnsanlar İsa'nın bir günahkârın evine konuk olduğunu söylenerek homurdanır, ama Zakkay ayağa kalkıp ilan eder: "Ya Rab, işte malımın yarısını yoksullara veriyorum. Bir kimseden haksızlıkla bir şey aldımsa, dört katını geri vereceğim" (Luka 19:8). İsa yanıt verir: "Bu ev bugün kurtuluşa kavuştu... Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi" (Luka 19:9-10).
Yeruşalim'e yaklaştıkça insanlar Tanrı'nın Egemenliği'nin hemen ortaya çıkacağını sanır. İsa bu yanlış anlamayı düzeltmek için bir benzetme anlatır. Soylu bir adam, kral atanıp dönmek üzere uzak bir ülkeye gider; giderken on kölesine birer mina verip "Ben dönünceye dek bu paraları işletin" der. Döndüğünde, sıkı çalışıp on kat, beş kat kazandıran kölelerini övüp onlara kentler emanet eder; ama minasını mendile sarıp saklayan köle azarlanır (Luka 19:11-27). Kral henüz orada değilken bile, emanet edilene sadık kalmak gerektiğini gösteren bir öykü.
Yeruşalim'e varınca İsa bir sıpaya biner, öğrenciler giysilerini yola sererek sevinçle haykırır: "Rab'bin adıyla gelen Kral'a övgüler olsun! Gökte esenlik, en yücelerde yücelik olsun!" (Luka 19:38). Ferisiler öğrencileri susturmasını isteyince İsa der: "Size şunu söyleyeyim, bunlar susacak olsa, taşlar bağıracaktır!" (Luka 19:40).
Ama kent görününce İsa aniden ağlar. "Keşke bugün sen de esenliğe giden yolu bilseydin... Çünkü Tanrı'nın senin yardımına geldiği zamanı farketmedin" (Luka 19:42-44). Sevinçle haykıran kalabalığın tam ortasında, gelecekte olacakları yalnızca İsa görüyordu.
Tapınağa giren İsa satıcıları dışarı kovar: "'Evim dua evi olacak' diye yazılmıştır. Ama siz onu haydut inine çevirdiniz" der ve o günden itibaren her gün orada öğretir. Başkâhinler O'nu yok etmek ister ama halk O'nu can kulağıyla dinlediği için bir yol bulamazlar (Luka 19:45-48).
Okurken şuna dikkat et
Zakkay öyküsünde, önce kimin adım attığına dikkat et. Zakkay yalnızca İsa'yı bir kez görmek istemişti; ama İsa önce ağacın tepesine bakıp adıyla seslenir, kendini onun evine davet eder. Zakkay henüz hiçbir şey kanıtlamadan, İsa önce ona doğru gelir. Tövbe ve değişim, ancak bundan sonra gelen meyveydi.
Bir dakika duralım. Zakkay gibi birine bile umut olduğu, Müslüman kültüründen gelen biri için yabancı gelebilir. Dinen kirli sayılan, herkesin parmakla gösterdiği bu adam, kendini kanıtlamadan önce İsa'nın davetini alır. Zakkay ancak İsa'yla karşılaştıktan sonra malının yarısını verip dört kat geri ödemeye kalkar. Sıraya dikkat et — iyi olduğu için sevilmedi, sevildiği için hayatı tümüyle değişti. "İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi" (Luka 19:10) sözü, önce bizim O'nu bulmamız gerekmediğini, O'nun önce bizi bulduğunu anlatır.
Mina benzetmesini okurken, şu anın kralın kısa bir süreliğine yokluğu olduğunu hatırla. İsa yakında Yeruşalim'de ölecek, dirilecek, göğe alınacak ve dönüşü zaman alacak. O zamana kadar önemli olan "ne zaman gelecek" değil, "o zamana dek ne yaparak yaşadığımız"dır.
Yeruşalim'i görünce İsa'nın ağladığı ana özellikle uzun dur. Az önce kral diye alkışlanan İsa, tam o kenti görünce gözyaşlarına boğulur. Kalabalık bayram coşkusundayken, İsa kırk yıl sonra o kente geleceklerini çoktan biliyordu. Sevmek görmeyi getirir, görmek de gözyaşını.
Aklında taşıyacağın sorular
Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.
-
Zakkay gibi, hiçbir şeyi hak etmeden önce İsa'nın seni adınla çağırdığı bir an oldu mu?
-
İsa Yeruşalim'i görünce ağladığı gibi, senin yüreğin de birini ya da bir yeri görüp sızladığı oldu mu?
Okuma
Şimdi Luka 19 bölümünü kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity