← Okuma planı
46 günlük yolculuk · 34. günMarkos 11, Yuhanna 1213 dk

Meyvesizliği Azarlayan, Ölerek Meyve Veren O

Bugün okuyacağın bölüm: Markos 11, Yuhanna 12. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.

Arka plan

Dün İsa bir sıpaya binerek Yeruşalim'e girmiş ve kenti görünce ağlamıştı. Bugünkü bölüm ertesi günden başlıyor. Markos 11 alışılmadık bir yapıya sahip: İsa'nın meyvesiz incir ağacını lanetlediği olay (12-14. ayetler) ile tapınakta satıcıları kovduğu olay (15-19. ayetler) iç içe geçmiş, ertesi gün kurumuş incir ağacını yeniden gördükleri anla (20-25. ayetler) tamamlanıyor. Markos bu iki olayı bilerek üst üste koyarak, birinin diğerini açıklamasını sağlıyor.

İsa'nın tapınağa girip masaları devirmesi sadece bir öfke patlaması değildi, o tapınağa gelecek yargıyı önceden gösteren bir davranıştı. "'Evime, bütün ulusların dua evi denecek' diye yazılmamış mı? Ama siz onu haydut inine çevirdiniz" (Markos 11:17). İncir ağacının yaprakları gür olduğu halde meyvesi olmadığı gibi, tapınakta da görkemli ibadet biçimleri vardı ama Tanrı'nın aradığı gerçek meyve yoktu. Ertesi gün öğrenciler kurumuş incir ağacını görüp şaşırınca, İsa hiç beklenmedik bir söz söylüyor: Tanrı'ya iman etmek ve başkasını bağışlamak, artık tapınaktaki kurbanların yerini alacak gerçek tapınmadır (22-25. ayetler).

Beytanya'da başka bir an yaşanıyor. Meryem, Marta ve Lazar'ın evinde İsa için bir akşam yemeği veriliyor; Meryem çok değerli, güzel kokulu bir yağ getirip İsa'nın ayaklarına döküyor ve saçıyla siliyor. Evin içi güzel kokuyla doluyor (Yuhanna 12:3). Yahuda İskariyot bunu israf diye eleştiriyor, ama Yuhanna onun aslında para kutusunu tutan bir hırsız olduğunu ortaya koyuyor (Yuhanna 12:6). İsa Meryem'i korur ve bunu kendi gömülüşü için yaptığını söyler.

Bayramı kutlamaya gelen birkaç Grek İsa'yı görmek isteyince, İsa beklenmedik bir yanıt verir: "İnsanoğlu'nun yüceltileceği saat geldi" (Yuhanna 12:23). Sonra bir buğday tanesi benzetmesini anlatır: "Buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir" (Yuhanna 12:24). Bu söz, yaklaşmakta olan kendi ölümüne işaret eder.

Bunun üzerine İsa'nın yüreği derin bir sıkıntıyla dolar: "Şimdi yüreğim sıkılıyor, ne diyeyim? 'Baba, beni bu saatten kurtar' mı diyeyim? Ama ben bu amaç için bu saate geldim. Baba, adını yücelt!" (Yuhanna 12:27-28). Bunun üzerine gökten bir ses duyulur: "Adımı yücelttim ve yine yücelteceğim" (Yuhanna 12:28). Bunca belirtiyi gördükleri halde, birçok kişi yine de İsa'ya iman etmez (Yuhanna 12:37).

Okurken şuna dikkat et

İncir ağacıyla tapınağın yan yana konmasının nedenine dikkat et. İsa'nın asıl kızdığı şey, görünüşü olup özü olmayan şeydi — yaprağı gür ama meyvesi olmayan ağaç, ibadeti olup gerçek yüreği olmayan tapınak. Bugünkü bölümü okurken, Tanrı'nın şu anda senden ne aradığını düşün.

Bir dakika duralım.

İsa'nın tapınakta alıntıladığı sözü (Markos 11:17) dikkatlice okursan, "bütün ulusların dua evi" ifadesini görürsün. Bu söz aslında Yeşaya kitabındaki eski bir vaattir; ilginç olan şu ki, dört Müjde kitabından yalnızca Markos "bütün uluslar" sözcüğünü olduğu gibi bırakmıştır. Bu, yalnızca Yahudilerin değil, her milletten, her ulustan insanın Tanrı'ya gelip dua edebileceği bir ev olması gerektiği anlamına gelir. O dönemde tapınakta Yahudi olmayanların girebildiği ayrı bir avlu vardı; ama o alan gürültülü bir pazar yerine dönüşmüştü. İsa'nın kızmasının bir nedeni de, Tanrı'nın kendi evini baştan beri tek bir millete ait bir yer olarak tasarlamamış olmasıydı. Bu vaat, İsa gelmeden çok önce, Kutsal Kitap'ta zaten yazılıydı. Tanrı'nın hazırladığı yer, başından beri tek bir millete kapalı değildi.

Meryem'in değerli yağı hiç esirgemeden dökmesiyle, hemen ardından İsa'nın "buğday tanesi" sözünü art arda oku. İki an da hesapsız, karşılıksız bir sevgiyi gösterir. Meryem elindeki en değerli şeyi hiç düşünmeden döker, İsa ise kendi canını vermeyi seçer. Ve İsa'nın yüreğinin derin bir sıkıntıyla dolduğu satırı hafife alma. İsa korkusuz bir kahraman değildi — gerçekten sıkıntı çekerken bile Baba'nın isteğini seçen biriydi.

Aklında taşıyacağın sorular

Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.

  1. İncir ağacı gibi, dışarıdan imanlı bir hayat sürüyor görünsem de, Tanrı'nın aradığı meyvenin (iman, bağışlama) eksik olduğu bir yanım var mı?

  2. Meryem gibi hiç hesap yapmadan, karşılıksız verdiğim bir şey var mı? Ya da buğday tanesi gibi "ölmedikçe meyve vermez" sözü şu an bana ne anlatıyor?

Okuma

Şimdi Markos 11, Yuhanna 12 bölümünü kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.