İki Emirde Tüm Yasayı Toplayan, Dulun Her Şeyini Gören
Bugün okuyacağın bölüm: Matta 22 ve Markos 12. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.
Arka plan
Yeruşalim'e gireli birkaç gün olmuş. Yahudi önderler sırayla geliyor. Siyasi tuzak sorular, yanıtlanması güç dinî meseleler, yasa yorumu tartışmaları — attıkları her soru, İsa'yı bir taraftan yakalamak için tasarlanmış. Ama şaşırtıcı bir şey oluyor: İsa hiçbirine takılmıyor; tam tersine, her soruyla kimin olduğunu daha da açık biçimde ortaya koyuyor.
İsa önce düğün şöleni benzetmesini anlatıyor. Bir kral, oğlunun düğünü için büyük bir ziyafet hazırlar; ama davetliler gelmiyor. Kimileri meşguliyetini öne sürerek gelmiyor, kimileri gönderilen köleleri öldürüyor bile. Sonunda kral kölelerine şunu söylüyor: "Gidin yol kavşaklarına, kimi bulursanız düğüne çağırın" (Matta 22:9). İyi mi kötü mü diye bakılmaksızın, rastlanan herkes çağrılıyor. Düğün giysisini kral önceden hazırlamış. Ama bu giysiyi giymeden içeri giren biri kovuluyor. Sorun, kralın hazırladığı giysiyi reddetmek — kendi yöntemiyle içeri girmeye çalışmaktır.
Ardından Ferisiler ve Hirodes yanlıları birlikte geliyor. Normalde birbirinin düşmanı olan bu iki grup el ele tutmuş. "Peki, söyle bize, sence Sezar'a vergi vermek Kutsal Yasa'ya uygun mu, değil mi?" (Matta 22:17) — vergi verin derseniz Yahudiler kızar, vermeyin derseniz Roma'ya hedef olursunuz. İsa bir dinar isteyip "Bu resim, bu yazı kimin?" (Matta 22:20) diye soruyor. "Sezar'ın" dediklerinde şunu söylüyor: "Öyleyse Sezar'ın hakkını Sezar'a, Tanrı'nın hakkını Tanrı'ya verin" (Matta 22:21). Paranın üzerinde Sezar'ın resmi varsa para Sezar'ındır. Peki ya Tanrı'nın suretinde yaratılmış insan — o kimin?
Aynı gün, dirilişe inanmayan Sadukiler de geliyor. Yedi kez evlenen bir kadın diriliş gününde kimin karısı olacak, diye soruyorlar. İsa açıkça söylüyor: "Siz Kutsal Yazılar'ı ve Tanrı'nın gücünü bilmediğiniz için yanılıyorsunuz" (Matta 22:29). Diriliş, evlilik kurumunun gerekli olmadığı bambaşka bir yaşamdır. Üstelik Tanrı'nın Musa'ya "Ben İbrahim'in Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakup'un Tanrısı'yım" (Matta 22:32) demesi şimdiki zamandadır. Onlar artık yok olmuş olsaydı "idim" derdi. Tanrı ölülerin değil, dirilerin Tanrısı'dır.
Bu bölümde akılda kalan iki an var. İsa'nın en büyük buyruğu ilan ettiği an ve bağış kutusunun karşısına sessizce oturup bir dulun her adımını izlediği an.
Okurken şuna dikkat et
Matta 22:34-40'ta İsa'nın yüzlerce buyruğu iki cümleye sıkıştırdığını göreceksin. "'Tanrın Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla seveceksin'" (Matta 22:37) ve "'Komşunu kendin gibi seveceksin'" (Matta 22:39). Birincisi Tanrı'ya yönelik sevgi, ikincisi insana. "Kutsal Yasa'nın tümü ve peygamberlerin sözleri bu iki buyruğa dayanır" (Matta 22:40). Tanrı'nın tüm buyrukları sonuçta bu iki sevgiden doğar. Yüzlerce emir değil, Tanrı sevgisi ve komşu sevgisi — işte hepsi bu.
Bir dakika duralım.İsa'nın "Tanrın Rab'bi sev" diye alıntıladığı söz, Yahudilerin her sabah akşam ezberden tekrarladığı iman ikrarından geliyor: Şema. Şema şöyle başlıyor: "Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rab'dir" (Markos 12:29). Tek Tanrı, yalnızca O'nu sev — bu Şema'nın özü. İsa bu köklü ikrarı doğrudan alıntılamış ve tüm emirlerin kökenini buraya bağlıyor. O sevgi ise içe kapanmıyor; komşuya doğru akıyor. Bugünkü bölümdeki din bilgini İsa'nın bu yanıtını duyunca şunu söylüyor: "İnsanın Tanrı'yı bütün yüreğiyle, bütün anlayışıyla ve bütün gücüyle sevmesi, komşusunu da kendi gibi sevmesi, bütün yakmalık sunulardan ve kurbanlardan daha önemlidir" (Markos 12:33). İbadet, kurban töreninden değil sevgiden ibarettir — bunu o din bilgini de kavramış.
Markos 12:41-44'te her şey bir anda değişiyor. Bütün tartışmalar bittikten sonra İsa, bağış kutusunun karşısına sessizce oturuyor ve insanların para attığını izliyor. Zenginler bol kepçeyle atıyor. Ama yoksul bir dul kadın gelip iki bakır para atıyor — o dönemin en küçük paraları. İsa öğrencilerini yanına çağırıyor: "Bu yoksul dul kadın kutuya herkesten daha çok para attı" (Markos 12:43). Nedeni tek: "Çünkü ötekilerin hepsi, zenginliklerinden artanı attılar. Bu kadın ise yoksulluğuna karşın, varını yoğunu, geçinmek için elinde ne varsa, tümünü verdi" (Markos 12:44). Tanrı'nın gözünde vermenin ağırlığı, miktar değil geriye bırakılanla ölçülür. Bu kadın geriye hiçbir şey bırakmamıştı.
Bu iki an tek bir hikâyeyi tamamlıyor. Tanrı sevgisinin ve komşu sevgisinin tüm emirlerin özü olduğunu ilan eden İsa, hemen ardından bunu bütün varlığıyla yaşayan birini gösteriyor. Hesap kitap yapmadan her şeyini veren bu dul kadın, Tanrı'nın bakışını üzerine çekti.
Aklında taşıyacağın sorular
Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.
-
Tanrı sevgisi ve komşu sevgisi tüm emirlerin özüyse, şu an hayatımda bu ikisi nasıl görünüyor?
-
Dul kadın, geçinmek için elinde ne varsa hepsini verdi; geriye hiçbir şey bırakmadı. Tanrı için ya da başkası için hesap kitap yapmadan verdiğim bir şey var mı? Yoksa şu an bunu engelleyen nedir?
Okuma
Şimdi Matta 22 ve Markos 12 bölümlerini kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity