← Okuma planı

24 / 46 · Yuhanna 9-10 · 10 dk

Gözleri Açan, Canını Veren O

Bugün okuyacağın bölüm: Yuhanna 9-10. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.

Arka plan

9. ve 10. bölümler aslında tek bir hikâyenin devamı. Bölüm ayrımı var ama olaylar da, kişiler de aynı şekilde sürüyor. Sahne Yeruşalim'de geçiyor. Bu, Yahudi liderlerin İsa'ya karşı öfkesinin giderek büyüdüğü bir dönemdi (5. ve 8. bölümlerde zaten birçok kez çatışmışlardı).

İsa, doğuştan kör olan bir adamla karşılaşır. Öğrenciler sorar: "Rabbî, kim günah işledi de bu adam kör doğdu?" (Yuhanna 9:2). O dönemde insanlar acıyı ve günahı neredeyse otomatik olarak birbirine bağlardı. Biri hastaysa ya da engelliyse, bu günahın kanıtı sayılırdı.

İsa bu düşünce biçimini bir kenara koyar: "Ne kendisi, ne de annesi babası günah işledi. Tanrı'nın işleri onun yaşamında görülsün diye kör doğdu" (Yuhanna 9:3). Sonra tükürükle çamur yapıp adamın gözlerine sürer ve Şiloah Havuzu'na gidip yıkanmasını söyler — hem de Şabat Günü. Gözleri açılan adamın tanıklığı adım adım büyür. Önce İsa'yı sadece "o adam" diye anar, sonra "peygamber", sonra "Tanrı'dan gelen biri", en sonunda ise "Rab" diye açıkça iman eder. Buna karşılık, gözleri gördüğü halde yürekleri giderek katılaşan insanlar da vardı — Ferisiler.

10. bölüm, bu çatışmanın devamında geliyor. İsa kendini iki resimle anlatır: "Ben koyunların kapısıyım" (10:7, 9) ve "Ben iyi çobanım" (10:11, 14). Eski Antlaşma'da Tanrı, İsrail liderlerini defalarca "çoban" diye adlandırmıştı; ama bu çobanların çoğu sürüyü kendi çıkarları için kullanmıştı (Hezekiel 34). O zaman Tanrı şöyle söz vermişti: kendisi bizzat halkının çobanı olacak, kulu Davut'u onları gütmek üzere sürüye önder yapacaktı (Hezekiel 34:15, 23 özet). İsa'nın kendini "iyi çoban" diye tanıtması, bu eski vaadin kendisinde yerine geldiğinin ilanıydı.

Okurken şuna dikkat et

9. bölümü okurken, acının "nedenini" sorgulamak yerine onun içinde "Tanrı'nın işlerini" göstermeye çalışan İsa'ya dikkat et. İsa, acıya bir sebep yapıştırmak yerine, o acının tam ortasına girip iş görüyor.

10. bölümde ise çobanın iki yönünü birlikte göreceksin. Bir yandan kapı olur — O'nun aracılığıyla girmeden ne güvenli ağıla girebilirsin ne de çıkıp otlak bulabilirsin. Öte yandan canını ortaya koyarak koruyan bir çoban olur. Ücretli işçi kurt gelince koyunları bırakıp kaçar, ama iyi çoban "koyunları uğruna canını verir" (10:11). Ve bu can, kimsenin elinden alabileceği bir şey değil, İsa'nın kendi isteğiyle bıraktığı bir şey: "Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm" (10:18). Çaresizce sürüklenen bir kurban değil, sevgiyle kendi ayağıyla ölüme yürüyen bir Kral göreceksin.

"Kendi koyunlarını adlarıyla çağırır ve onları dışarı götürür" (10:3) sözüne de dikkat et. Bu, kalabalığa yapılan genel bir çağrı değil — seni adınla tanıyan, kişisel bir ilişki.

Bir dakika duralım. İsa'nın "Ben iyi çobanım" demesi sadece sevimli bir benzetme değildi. Eski Antlaşma'da Tanrı, halkını sömüren kötü çobanları sertçe azarlamış ve bizzat kendisi çoban olacağına söz vermişti (Hezekiel 34). İsa'nın bu unvanı kendine alması, "vaat edilen o çoban benim" demek anlamına geliyordu. Ve bu çobanın yaptığı iş, koyunları kullanmak değil, koyunları uğruna canını vermekti — elinden alınarak değil, kendi isteğiyle. Bu, birkaç gün sonra İsa'nın çarmıhta gerçekte nasıl öldüğünü anlamak için de önemli bir anahtar olacak.

Aklında taşıyacağın sorular

Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.

  1. Yaşadığın zorluklar karşısında "kimin suçu bu?" diye önce nedeni mi arıyorsun? Tanrı'nın orada ne yapmak istediğini görecek bir alan bırakıyor musun?

  2. "Koyunlarım sesimi işitir" (10:27) sözü gibi, sen de İsa'nın sesini tanıyıp O'nu izliyor musun? Son zamanlarda en gür duyduğun "başka ses" hangisi?

Okuma

Şimdi Yuhanna 9-10 bölümünü kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.